|
Kulak Hastalıkları
Keywords: kulak, anatomi, kulak anatomisi.
Preauriküler cilt katlantıları (skin tag) ve aksesuar aürikülalar: DKY nin
embriyolojik gelişim artıklarından gelişen ve preauriküler bölgede tragus önünde kabarıklık ile karakterize malformasyonlardır. İçerisinde kıkırdak mevcut ise aksesuar auriküla, mevcut değil ise cilt katlantısı adı verilir. Klinik olarak hiçbir önemi olmamakla birlikte kozmetik nedenlerle eksize edilirler.
Preauriküler girintiler (pits) ve sinüsler: Aurikülanın embryolojik gelişimi sırasında meydana gelen füzyon anomalileri nedeni ile ortaya çıkarlar. Otozomal dominant geçişlidirler. Vakaların % 75 i tek taraflıdır. Sinüs ağzının dar olduğu vakalarda epitel debrislerinin sinüs ağzını tıkamasına bağlı infeksiyonlar görülebilir. Bu durumda sistemik oral antibiyotikler başlanmalı ve flüktüasyon varsa drene edilmelidir. Sık infeksiyon gelişen vakalarda sinüs traktının tümünün cerrahi olarak çıkarılması gereklidir.
Kepçe kulak: Kulak kepçesinin kafa ile yaptığı açının 30° nin üzerinde olması ile karakterizedir. Otozomal dominant geçişlidir. Antiheliks kıvrımı yoktur. Hiçbir fizyolojik kusur yaratmamakla birlikte alay konusu olabileceği için çocuk okula başlamadan önce cerrahi olarak düzeltilmesi uygun olur.
Kondrit ve perikondrit: Auriküla perikondriumunun ve kıkırdağının infeksi-yonudur. En sık etkenler Pseudomonas ve Proteus suşlarıdır. Genellikle bir travmayı takiben veya DKY infeksiyonunun yayılması yoluyla gelişir. Hastalar kulakta ağrı, kızarıklık ve şişlik şikayetleri ile başvururlar. Muayenede aurikülanın hipe-remik olduğu, kabalaştığı ve konturlarının kaybolduğu görülür. Tedavide sistemik antibiyotikler verilir. Erişkinlerde kinolonlar birinci seçenektir. Aurikülanın ödemini azaltmak amacıyla Burrovv solüsyonu (%4 alüminyum subasetat) emdirilmiş ince bir kat pamuk ile auriküla sarılır ve hastaya bunun üzerine pamuk hiç kurumaya-cak şekilde Burrovv solüsyonu damlatması söylenir. Tekrar eden vakaların immün yetmezlik açısından değerlendirilmesi uygun olur.
Auriküla hematomu: Aurikülaya direkt travma sonrası görülür. Güreşçilerde sık görüldüğü için güreşçi kulağı da denilir. Aurikülanın lateral yüzünde travmaya bağlı olarak kıkırdak ve perikondrium arasında hematom olmasıdır. Muayenede auriküla lateral yüzünde mavi-mor renkli auriküla konturlarını bozan bir kabarıklık görülür. Kıkırdağın beslenmesi perikondrium vasıtası ile olduğundan kıkırdak ile perikondrium arasında biriken hematom tedavi edilmezse kıkırdak beslenmesi bozukluğu sonucu nekroza gidebilir. Bu şekilde malformasyona uğramış kulaklara "karnıbahar kulak" adı verilir. Bu nedenle auriküla hematomlarının görüldüğü anda drene edilip tekrar oluşmaması için baskılı bandaj yapılması gerekir.
Auriküla laserasyonu: Darp veya trafik kazaları auriküla laserasyonlarının en sık nedenleridir. Metabolizması yavaş olduğu için aurikülanın çok az bir kısmı tutuyor olsa bile dikilmesi genellikle yüz güldürücü sonuçlar verir. Onarım yapmanın mümkün olmadığı durumlarda transfer sırasında aurikülanın povidon-iyot emdirilmiş gazlarla sarılması gereklidir. Hastalara aynı zamanda geniş spekturumlu antibiyotiklerin başlanması da gereklidir.
Isırıklar: Isırıkla gelen hastada ilk yapılması gereken şey ısıranın insan mı yoksa hayvan mı olduğunun ve geçen sürenin sorulmasıdır. İnsan ısırıkları hayvan ısırıklarından daha tehlikelidir. Hastalara tetanoz profilaksisi ve profilaktik antibiyotikler başlanır. Kuduz şüphesi olduğu durumlarda ısıran hayvanın izolasyonu ve takibi gerekir. Yara kenarları temizlenir. Yaranın cerrahi olarak tamir edilmesinin gerektiği durumlarda eğer ısırık insan ısırığı değilse ve 5 saatten az zaman geçmişse yara primer olarak kapatılabilir. İnsan ısırıklarında ve üzerinden 5 saatten fazla geçmiş ısırıkların sekonder iyileşmeye bırakılması uygun olur.
Auriküla donukları: Auriküla vücutta en kolay donan organlardandır. Donmuş auriküla soluk ve hissizdir. Donmanın yarattığı doku hasarı ancak kulak ısıtılınca ortaya çıkar. Isıtma çok ağrılı bir işlem olduğu için ısıtmaya başlamadan önce hastaya analjezikler verilmelidir. Isıtma 37-40° C ısısındaki su emdirilmiş pamukların auriküla üzerine tatbiki şeklinde yapılabilir. Hızlı ısıtmanın doku hasarını minimale indirdiği gösterilmiştir. Isıtma sırasında kaçınlması gereken en önemli husus aurikülanın kuvvetli şekilde ovulmasıdır. Böyle bir girişim hücrelerarası sıvıdaki donmuş su kristallerinin hücre membranlarını zedelemesi nedeniyle doku hasarını arttıracaktır.
|